UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından kısa süre önce Ulusal Jeopark ilan edilen Zonguldak Kömür Jeoparkı ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası bilimsel çalıştayın açılışı ve protokol konuşmaları ile başladı.
Dedeman Otel Gelik Salonu'nda yapılan programa; Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, Vali Yardımcıları, Zonguldak Belediye Başkanı Başkanı Ömer Selim Alan, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cezmi Yalınkılıç, İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden ve dış ülkelerden katılımcılar katıldı.
UNESCO Türkiye Milli Komisyon Başkan Vekili Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, Çalıştay'ın açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, konuşması şöyle:
"UNESCO’dan, UNESCO Türkiye Milli Komisyonundan, yurt dışından, Türkiye’den ve ilimizden etkinliğimize katılan çok değerli konuklarımız, emeğin ve enerjinin başkenti Zonguldak’a hoş geldiniz. Sizleri sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
UNESCO, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ve Zonguldak Kömür Jeoparkı iş birliğiyle düzenlenen “Jeopark Yönetiminde Uluslararası Çalıştay” etkinliği kapsamında sizleri Zonguldak’ta ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Cumhuriyetimizin ilk şehri olan ve birçok ilkleri de bünyesinde barındıran Zonguldak, Türkiye'nin en önemli madencilik şehirlerinden biridir.
Günümüzden yaklaşık 200 yıl önce taş kömürünün bulunmasıyla madencilik sektörünün başladığı, devamında ise taş kömürüne bağlı olarak demir-çelik, enerji ve diğer sektörlerin gelişim gösterdiği Zonguldak, Türkiye’nin sanayileşme ve kalkınma sürecinde yer almış öncü şehirlerimizden biridir. Günümüzde halen istihdamın yaklaşık %25’i bu sektörlerde yer almaktadır.
Jeolojik bir değer olan taş kömürünün bulunmasıyla önem kazanan ve bugünlere gelen Zonguldak aynı zamanda tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle de dikkat çekmektedir.
Bu değerler ulusal ve uluslararası alanda yeterince tanınabilmiş değildir. Zonguldak’ın, sahip olduğu tüm değerlerle tanıtılması, markalaştırılması sektörel çeşitliliğin sağlanması, turizmin geliştirilmesi, kısaca ilimizin sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmasının sağlanması amacıyla başlatılan jeopark çalışmalarında bugüne kadar önemli bir aşama kat edilmiştir.
Jeoparklar; jeolojik, doğal ve kültürel değerler temelinde yer küreyi bizlere tanıtan ve sevdiren, korumayı esas alan ve sürdürülebilir yönetimi benimseyen alanlar olup, bu değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılması ve yöre halkının refahının arttırılması açısından oldukça önemlidir.
Aynı zamanda bilimsel çalışmaların, araştırmaların ve toplumda yer küreye karşı farkındalık geliştirme çalışmalarının yürütüldüğü jeoparklar, sürdürülebilir kalkınmanın da çok önemli bir aracıdır. Bu çalıştayda da jeoparkların yönetimi ve sürdürülebilirliği konusunda farkındalığı arttırmak, ayrıca uluslararası iş birliği fırsatlarına kapı aralamayı amaçlıyoruz.
2018 yılında çalışmaları başlatılan Zonguldak Kömür Jeoparkı'nın UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından 2022 yılı Aralık ayında Ulusal Jeopark olarak ilan edilmesi de bizler açısından önemli bir kilometre taşı olmuştur.
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun Kula-Salihli, Ida Madra ve Zonguldak’ı ulusal jeopark ilan eden bu kararı, Zonguldak'ın yer bilimleri açısından önemi ile bugüne kadar gösterilen çabaların karşılığının görülmesi açısından da oldukça önemli ve değerlidir.
Jeoparklar, sadece birer koruma ve öğrenme alanları değil aynı zamanda yarattıkları sosyal ve ekonomik faydalarla sürdürülebilir kalkınmaya da önemli katkılar sağlamaktadır.
Turizm sektörünün gelişmesi, yeni iş alanları yaratılması, kırsal kalkınma, yerel işletmelerin desteklenmesi, yerelde üretimin arttırılması, kadın girişimciliği ve girişimciliğin geliştirilmesini destekleyen jeoparklar sayesinde önemli bir sosyal ve ekonomik canlanma ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Jeoparklar UNESCO ile bulundukları bölgelerin markalaşmasına da çok değerli bir katkı sunmaktadır.
Bu noktada, bir lokasyonun sahip olduğu varlıkların korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından sürdürülebilir yönetim ilkelerine sadık kalmak büyük önem taşımaktadır.
Esasında yer kürenin korunması, sürdürülebilir yönetimi sadece Jeoparklar için değil tüm dünya için önemlidir. Özellikle hızlı nüfus artışı, doğanın tahribatı, iklim değişikliği gibi konular son yıllarda gündemi daha fazla meşgul etmektedir. Bu konularda farkındalık yaratmak ve başarılı sonuçlar elde etmek için uluslararası iş birliği ve koordinasyon gerekli olup Jeoparklar konunun çözümü için önemli bir araç teşkil etmektedir.
Bu çalıştay, farklı ülkelerden uzmanların bir araya gelerek fikirlerini paylaşacağı ve deneyimlerini aktaracakları bir platform oluşturmaktadır. Bu platform, jeoparkların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda yeni fikirlerin ortaya çıkmasına, iyi uygulama örneklerinin aktarılmasına ve uygulanabilir çözümlerin geliştirilmesine de olanak sağlayacaktır.
Değerli konuklar,
Sizlere Zonguldak ve Zonguldak Ulusal Kömür Jeoparkı hakkında da kısa birkaç bilgi aktarmak istiyorum.
Zonguldak’ın il idari sınırlarının tamamı ile deniz tarafında 2 kilometrelik şeridi içeren 3.502 km2 alana sahip Zonguldak Kömür Jeoparkı’nda 50 asıl ve 59 potansiyel jeositimiz vardır. 13 adet jeositin küresel düzeyde öneme sahip olduğu bu jeoparkta, sizlere de saha gezileriyle bir bölümünü gösterme fırsatı bulacağız.
İlin sahip olduğu jeolojik varlıklar kadar sahip olduğu endüstriyel miras ögeleri de oldukça zengin ve değerlidir. Bu açıdan da Zonguldak gerek dünyada gerekse de ülkemizde önemli bir yere sahiptir. Jeoparkta, asıl jeositlerin 27’si jeoloji ve 11’i de kömür endüstrisiyle ilişkilidir.
2022 yılı itibarıyla toplam nüfusu 589 bin olan İlimiz toplam nüfusun %36’sı halen kırsalda yaşamaktadır. Zonguldak Ulusal Kömür Jeoparkı’nın başta kırsal kesim olmak üzere girişimcilik, eğitim, farkındalık ve turizm konularında ilimizin sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkılar sunacağı da aşikârdır.
Zonguldak, doğal varlıklarıyla da önemli bir potansiyel barındırmaktadır. İlin toplam yüz ölçümünün %56,1’i ormanla kaplıdır. Bu sebeple de zengin bir flora ve faunaya sahiptir. Orman varlığı, yaylalar, ağaç türleri, kuş kolonileri, yarasalar, şelaleler, mağaralar, tabiat anıtları ve tabiat parklarıyla bu unsurların önemli bir bölümü jeoparkın ayrılmaz bir parçası haline getirilmiştir.
Zonguldak’ın günümüzden 6.500 yıl öncesine uzanan tarihsel geçmişi ve kültürel değerleri bulunmaktadır. Bu doğrultuda antik kentler, antik eserler, kültürel varlıklar, somut olmayan kültürel miras gibi birçok unsuru bünyesinde barındırmaktadır. Jeoparkın asıl jeositlerinden 12’si kültürel, 9’u ise arkeolojik ve tarihsel öneme sahiptir.
Kömürle var olmuş Zonguldak, 2021 yılında yüzyılın keşfi olan Karadeniz doğalgazının ilimizden karaya çıkarılmasıyla ayrı bir önem kazanmış, “Zonguldak Jeopark” çalışmaları da ilimize ayrı bir dönüşüm ve değişimin kapılarını açmıştır.
Küresel Jeopark olma yolunda tüm hızıyla çalışmalarını sürdüren büyük jeopark ailemizin bu diplomayı da en kısa zamanda alacağına gönülden inanıyoruz.
Tabi her başarılı sonuç arkasında muazzam bir gayret ve emek barındırmaktadır.
Zonguldak’ta görev yaptığım 3 yıl içerisinde Valilik, Belediyelerimiz, Kaymakamlıklarımız, Kalkınma Ajansı, Üniversite, İl Özel İdaresi, Türkiye Taşkömürü Kurumu, Orman Bölge Müdürlüğü, Maden Tetkik Arama Bölge Müdürlüğü, TSO’lar, il müdürlüklerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve gönüllü vatandaşlarımız olmak üzere birçok kurum/kuruluş ve paydaşla işbirliği ve koordinasyon içinde hareket edildi.
Turizm konusunda da 2 yıl önce Turizm Tanıtım Çalışma Grubunun oluşturulması ve Zonguldak Turizm Tanıtım Ofisinin kurulmasıyla başlayan süreçte şehrin turizm potansiyelinin artırılmasına yönelik internet siteleri, sosyal medya hesapları ile Visit Zonguldak markası oluşturuldu. Info turlar düzenlendi, influencerlar, fenomenler, gezginler, youtuberler ve turizm acentaları bölgemize getirildi. Etkili videolar ve tanıtım dokümanları hazırlandı, turizm fuarlarına katılım sağlandı. Daha sonra bu gelişmeler, Jeopark konusunu da gündemimize almamıza vesile oldu ve bu alanda çalışmamız gerektiği ortaya çıktı.
Avrupa Endüstriyel Miras Rotasına (European Route of Industrial Heritage - ERIH) dâhil olmakla başlayan sürecimiz Ulusal Jeopark statüsünün kazanılmasıyla devam etti. Şimdi de büyük bir istek ve umutla UNESCO Küresel Jeoparklar Ağına dâhil olma yolunda çalışmalarımıza tüm hızıyla devam ediyoruz. Kısa sürede elde edilen bu başarı ve kazanımlar ilimizdeki paydaşların iş birliği ve koordinasyon içinde ve inançla çalıştıklarını bizlere açıkça göstermektedir.
Son olarak jeopark çalışmaları sonucu ortaya çıkan turizmden de kısaca bahsetmek istiyorum. Turizmde önemli olan farklı olan özelliğinizi en iyi şekilde ortaya koyabilmek potansiyelinizi en güzel şekilde sunabilmektir. İnsanlar her yerde bulduğunu değil farklı olanı deneyimlemeyi arzu etmektedir.
İşte, maden müzemize yaptığımız sanal gerçeklik teknolojisiyle bütünlenmiş asansör ve deneyim ocağı ilimizi ziyaret edenlere unutamayacakları bir heyecan yaşatmaktadır. Benzer şekilde Türkiye’nin en yaşlı ağacı ve dünyanın en yaşlı 5’inci ağacı olan 4118 yaşındaki porsuk ağacı görenleri kendine hayran bırakmaktadır. Ziyaretçiler, Kömüre Giden Demiryolu adıyla tanınan ve daha sonra Kalkınma Ajansımız tarafından Yeşil Rota olarak adlandırılan tren güzergâhıyla eşsiz bir tren yolculuğu deneyimini yaşayabilmektedir. Sadece bu örnekler bile jeopark ile turizm sektörünün sıkı bağını göstermesi açısından oldukça önemlidir.
Bu değerlerin yanında bir yandan da jeopark sayesinde öğrendiğimiz veya diğer bir ifadeyle farklı bir yanını keşfettiğimiz jeolojik varlıklarımız bulunmaktadır. Akdeniz ve Ortadoğu’nun 700 bin yıllık iklim kayıtlarını tutan Sofular Mağarası, ülkemizde ve dünyada çok az yerde görülen karbonifer istifleri ve bitki fosilleri, 500 milyon yıldan daha yaşlı metagranitler, bazalt sütunları ve lav yastık kayaları gibi birçok unsuru da jeopark sayesinde daha fazla tanır ve öğrenir hale geldik.
Bunlara ek olarak iklim değişikliği ve afetlerle mücadele, doğayı tanıma ve onunla daha iyi entegre olabilmek adına ilimizde sıklıkla yaşanan heyelan ve selleri de gözlemleyebileceğimiz alanları birer öğrenme merkezi haline getirmeye, fidanlık ve arberotumlar ile biyoçeşitlilik rotalarını birer doğa eğitim alanı haline getirmeye gayret ediyoruz. Kısacası jeoparkla Zonguldak’ı yeniden keşfediyor, öğreniyor ve öğretiyoruz.
Tabi saydığımız tüm bu çalışmaları bir idari yapı ve bütçeyle yönetiyoruz. Bu konunun ayrıntıları çalıştay kapsamındaki sunumlarda daha ayrıntılı yer alacaktır.
Bununla birlikte jeopark farklı desteklerin de ilimize kazandırılmasına vesile olmuştur. Sadece Kalkınma Ajansından jeoparkla bağlantılı en az 4 farklı projeye destek aldık, bu destekleri ulusal ve uluslararası farklı fonlarla arttırmayı düşünüyoruz.
Bu kapsamda Karadeniz Sınırötesi İşbirliği Programı proje hazırlıklarımız da başladı. Ama unutulmamalıdır ki en önemli destek yaşadığımız coğrafyanın insanıdır.
Paydaşlarımız ve bu coğrafyada yaşayan insanımız bu değerleri sahiplendikçe inanıyorum ki Zonguldak çok daha iyi noktalara gelecektir.
Bu çalıştayın jeoparkların yönetimi ve sürdürülebilirliğinin geliştirilmesi konusunda bizleri aydınlatması ve uluslararası iş birliği fırsatlarına kapı aralaması temennisiyle, hepinize tekrar hoş geldiniz diyor,
Sizlerin katkı ve katılımlarıyla önemi artan çalıştayın başarılı geçmesini temenni ediyor, bir kez daha hepinizi Zonguldak'ta ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, sürecin bu aşamaya gelmesinde önemli katkıları olan tüm mesai arkadaşlarıma ve jeopark ailesine canı gönülden teşekkür ediyorum. Adını anmadan geçemeyeceğim, bilgi, birikim ve tecrübesiyle yolumuzun açılmasında çok büyük desteğini gördüğümüz değerli hocam, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili, Zonguldak Kömür Jeoparkı Bilimsel Koordinatörü Prof. Dr. Nizamettin Kazancı’ya emek ve katkılarından dolayı ayrıca şükranlarımı ifade ediyor, tüm katılımcılara saygılarımı sunuyorum"
Haber: Öznur Güneş